İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında tutuklu bulunan sanıkların, cezaevinde maruz kaldıkları korkunç koşullara ilişkin ifadeleri dikkat çekiyor. Dava süreci bugün altıncı haftasına girerken, tutukluların savunmaları devam ediyor. Çoğu Silivri Cezaevi’nde bulunan bu sanıklar, Türkiye’deki cezaevi şartlarının son derece olumsuz olduğunu belirtiyorlar.
İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz, savunmasında Silivri’deki cezaevi koşullarını aktararak, “Koğuşta 10 kişi, iki aydan fazla yerde yattık. Eşyalarımız çöp poşetlerinde tutuldu. Bu durum benim için travmatik bir deneyim oldu çünkü aynı koğuşta bulunan iki arkadaşım hayatını kaybetti. Birinin eşyaları kapıya çöp poşetiyle bırakıldı, diğeri ise benim gözlerimin önünde kalp krizi geçirerek öldü” ifadelerini kullandı. Yılmaz, koğuşta yaşlı ve hasta birçok mahkum bulunduğunu ve bunların gerekli sağlık hizmetlerine ulaşamadığını vurguladı.
Şehir plancısı Nuri Cem Ceylan da benzer sorunlara dikkat çekerek, “60 kişilik koğuşta yaşıyoruz, ilk olarak kenelerle mücadele etmek zorundayız. Günlerce ranzanın altında yattım, koğuş çok dar ve yemekler soğuk. İlaç talep etmemize rağmen, ilaçlar gelmiyor” dedi.
Tutuklulardan Güldem Şık’ın avukatı ise müvekkilinin tecrit altında tutulduğunu ve insan onurunu hiçe sayan uygulamaların yaşandığını belirtti. Avukat, “Şık’a, ‘Biz sana ilaç veremeyiz, ağzını mazgala yaklaştır, biz sana mazgaldan ilacı vereceğiz’ gibi ifadeler kullanıldı” diyerek, cezaevindeki insanlık dışı sağlık uygulamalarına dikkat çekti.
İBB Akıllı Şehirler Müdürlüğü personeli İsmet Korkmaz ise cezaevinde uyuşturucu suçundan tutuklu olanlarla aynı koğuşta kaldığını, bu durumun psikolojik olarak onu yıprattığını dile getirdi. Korkmaz, ailesinin zor koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini aktardı.
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in oğlu Mustafa Keleş’in avukatı, müvekkilinin verem karantinasında kaldığını ve bu sırada doktorla görüşemediğini belirtti.
Reklamcı Yusuf Utku Şahin, cezaevinde yaşadığı sağlık sorunlarını anlatırken, “Altı aydır buradayım, ilk haftalarda ağır hastalandım. Koğuşta yaralarım çıktı ve revire çıkmak neredeyse imkansız. İlla ki ölüme mi yaklaşmamız gerekiyor?” diyerek cezaevi koşullarının yarattığı sıkıntıları dile getirdi.
Kahraman Yeşilyurt’un avukatı ise müvekkilinin aşırı kalabalık bir koğuşta kalarak hayatını kurtardığını söyledi. “21 kişilik koğuşa 75 kişi sığdırıyorlardı. Bu durum, müvekkilimin bayılmasını engelledi” şeklinde ifadeler kullandı.
Bu açıklamalar, cezaevi koşullarının ve tutuklu sanıkların yaşadığı zorlukların ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.