Nisanda Yenilenebilir Enerji Üretimi Kömürü Geride Bıraktı**

**
21 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye’de güneş ve rüzgar enerjisi ile üretilen elektrik, nisanda ilk kez kömürden üretilen elektriğin önüne geçerek elektrik üretiminde tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı artarken, toplam üretimde bu kaynakların oranı yüzde 71’e çıkarak son yılların en yüksek seviyesine ulaştı.

Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) verilerine göre, nisanda rüzgar enerjisinin toplam elektrik üretimindeki katkısı yüzde 9,7, güneş enerjisinin katkısı ise yüzde 13,1 olarak belirlendi. Böylece her iki kaynağın toplam payı yüzde 22,8’e ulaşarak kömür santrallerinin payını geçmeyi başardı. Aynı dönemde kömürün toplam elektrik üretimindeki oranı ise yüzde 21 seviyesinde kaldı. Bu durum, Türkiye’de fosil yakıtların elektrik üretimindeki payının azalırken, yenilenebilir enerji kaynaklarının öneminin arttığını gösteriyor.

Hidroelektrik üretimi de güçlü bir performans sergiledi. Mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen yağışlar, hidroelektrik santrallerinin üretiminde artış sağladı. Bu yılın ilk dört ayında hidroelektrik santralleri, son 8 yılın ortalamasının yüzde 27, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 60 üzerinde bir üretim gerçekleştirdi. Ayrıca, bu yılın ilk dört ayında ana havza barajlarına gelen su miktarı, uzun yıllar ortalaması ve son sekiz yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, geçen yıl boyunca bu barajlara gelen toplam suyun yüzde 95’i, bu yılın ilk dört ayında gerçekleşti.

Nisanda üretim payı azalan diğer kaynaklar arasında doğal gaz ve ithal kömür öne çıktı. Doğal gazın elektrik üretimindeki payı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,7’ye düşerken, ithal kömürün payı da yüzde 8,6 seviyesine geriledi. İthal kömürün bu seviyedeki oranı, son 9 yılın en düşük düzeyi oldu.

Enerji düşünce kuruluşu Ember’in Enerji Analisti Çağlar Çeliköz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin nisanda yenilenebilir enerji üretiminde tarihi bir seviyeye ulaştığını belirtti. Rüzgar ve güneş enerjisindeki büyümenin sürdürülmesinin önemine vurgu yapan Çeliköz, “Son beş yılda kurulu güçteki artışın yüzde 89’unu oluşturan rüzgar ve güneş enerjisi, iklim koşullarındaki değişikliklerle birlikte hidroelektrik üretiminde meydana gelen artışla desteklenmiştir,” dedi.

Hidroelektrik üretimindeki artışın iklim koşullarına bağlı değişiklikler gösterebileceğine dikkat çeken Çeliköz, bu kaynağın gelecekteki üretim seviyeleri üzerinde belirsizlik oluşturabileceğini aktardı. Söz konusu gelişmenin kalıcılığı açısından rüzgar ve güneş yatırımlarının artırılması gerektiğini belirten Çeliköz, “Türkiye’nin, rüzgar ve güneş enerjisinde elde ettiği ivmeyi güçlendirerek yenilenebilir elektrik üretiminde kaynak çeşitliliğini sağlaması önemlidir,” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA / Hümeyra Ayaz
Yazar: Yusuf Arslan

Author: Fatma Kaya